Başlangıç
tarafından jetxmenKaranlık.
Kapkara bir ortam.
Anlık aydınlanmalar.
Dalgalanmalar.
Ne gördüğümü bilmiyorum. Bir şey görüyor muyum ondan bile emin değilim.
Deniz kenarında güneşlenirken uyuyup uyanıp gözünü tam olarak açmadan hemen önceki o küçük zamandaki görüler gibi..
Çok yorucu bir sürecin ardından o işi bitirdikten hemen sonra uyumak için gözlerini kapattığında seni karşılayan o yarım saniyelik ışık dansları gibi..
İçimde derin bir huzur. Çocukluk mu bu?
Daha da evveli daha da saf zamanlar sanki.
Bebeklik, o tatmin, o tokluk, o güven, o yerindelik. Hatta daha bile yontulmamış, saf, duru bir his. His mi onu da bilmiyorum..
Doğum mu bu, ölüm mü?
Varlık basamaklarında mıyım yok oluşun eşiğinde mi?
Dışarıdan bir varlığım var mı yoksa yalnız bana kadar mı?
Zihnime ağırlıksız binlerce şey ışık hızıyla doluyor, bir o kadar şey de boşalıyor gibi bir his.
Bir çizgiyim ve doğrulabiliyorum ama boyutum yok gibi.
Kütle arıyorum, sabit bir şeyler arıyorum içeride. Sonsuz dalgalanma ve uçuşma içinde uzaklarda yerini koruyan bişeyler var fark ediyorum. Belki de anımsıyorum.
Evet bir söz, sözler. Umutlar, kazanışlar, kaybedişler. Mutluluk içinde koşan küçük bir kız, tanıyor muyum bilmiyorum, uzunca bir sopanin olduğu kolunu açmış ve sopayı kendine dayanak yapmış halde bana hem ölü bir beden gibi boş fakat bakişlarina bir ömür sığdırmıscasina ağır, beklenti, gurur, nefret ve hüsran dolu bakan gözler.
Zihnimde kelime karşılığı olmayan kavramlar. Hatta var olan bütün kelimelerin, bütün görüntülerin, bütün seslerin içlerindeki anlam taşkinina dar geldiğine dair kelimeye dökemediğim farkındalıklar.
Bu fikirleri art arda dizişimi düşünmem kaynaklı ortaya çıkan zaman kavramı sorgusu. Bütün bu cümlelerin zihnimden geçişi, bu deneyimler aynı anda birbirlerine hem çok uzak zamanlarda hem de aynı anlarda oluyorcasina bir algı bükülmesi içindeyim.
Sahi zihnim dediğim şey nedir ki?
Bükülmemiş bir algım hiç var oldu mu ki?
Ben neydim ki?
Tam bu anda bir yerlerde bir şeyler yıkıldı.
Üstümdeydi. Altımdaydı. Her yanımın bir arkası çöker haldeydi sanki. Bir şekilde bunun baskısını, basıncını hissediyordum.
Yıldırım gibi bütün bu düşünce alanım zamanı, mekanı, renkleri içine çeken devasa bir vakum tarafından çok hızlıca emildi. Yalnız ben kaldım, ve de onlarca imgelem arasından içeriğine erişemedigim bir söz.
Ve bir anda herşeyiyle stabil, boyutları anlamlandirilabilir bir görü.
Anlık gidiş ve geliş.
Bir dakika, bunu yen yaptım.
Gözümü kırptım.
Bu demek oluyor ki gözlerimi açmış haldeyim. Gözlerimi açtım ve artık dışarısı ile ortak bir alanı paylaşıyorum. Artık dışarıya dahilim.
İçerisi, içerisi de çok daha dingin ve stabil.
Sanırım uyandım.
Peki bu insanlar kim?
Neden böyle toplu bir vaziyette tek bir yöne dogrulmus haldeyiz?
Esasında bunları hiç merak etmiyorum.
Neden merak etmiyorum?
Sadece bir içgüdü. Fakat her yerimi sarmış.
Beni sakinliğe ve meraksizliga itiyor. Adeta mecbur bırakıyor.
Direnememek değil, direnmeye yönelik bir isteğim dahi yok. Belki böyle bir isteğimin olması için bir isteğim dahi yok. Böyle bir istek bir şekilde asla kullanamayacağim kadar uzak ve yabancı. Ama bir yandan eksikliğini idrak edebileceğim kadar da tanıdık.
Derken her yer karardı. Isiksizlikla beraber hareketsizlik ve hatta kabiliyetsizlik hakim. Var olduğumu bilmek dışında zihnimde ya da algılarımda bir şey var mı emin değilim.
Eski bir televizyonun ortadan yukarı ve aşağıya doğru aydınlanıp açılması gibi aniden ışıklar açılıyor. Bu ışıklar sadece görüntü için değil aynı zamanda odak ve algılarimizi da aydınlatıyor. Bunlara yön de veriyor. Bu yönlere uyunca ulaşılabilen tek bir şey var: devasa bir ekran. Yine bir şekilde biliyorum ki herkesin ortakca odaklandigi ve algilayabildigi tek yer burası.
Ekranda onlarca slot var. Birer kararti haline getirilmiş, renkleri simsiyah edilerek butun kontrastini kaybetmis kare slotlar.
Ne olduklarını anlamak güç fakat tahmin kapıları tamamen kapatılmış değil. Şekilleri seçilebiliyor. Belki kasten biraz aralık bırakılmış.
Slotlardaki bu karartilmis resimlerin ne olduklarını düşünürken ortak bir nokta olarak bir sonuca varıyorum. Fakat muhtemelen bu sonuç benim ruhumun meyillerinden kaynaklaniyor.
Bir anda zihnimizde ortak olduğunu bildiğim bir bildiri yayinlaniyor.
“Hepinizin çokça sorusu olduğunu biliyorum ve GEREKLI bütün sorulariniza gerektigi kadar cevap alacaginizi bilmenizi istiyorum.
Evet sizin önceden sahip olduğunuz hayatlariniz, kullandığınız bedenleriniz vardı. Dünya’da idiniz. Her insanın bir insan olmak bir de kendisi olması hasebiyle yerine getirmesi gereken görevler, resim tahtasında doldurması gereken boşluklar vardır. Sizler bunları gerçekleştirmek için çabalamış fakat ya yeterince çabalamamaktan ya da yolda hatalar yapmış olmak dolayısıyla bunları başaramamış olanlarsınız. Bu ise sizin 2. Bir şans elde etme şansınızdır. Bu şansı nasıl kazanabileceğinizi ise kendinize sorabilirsiniz.
deneme
deneme2