kitap 1 bolum 3
tarafından adminEtrafta birini ariyor gibi gozukmemeli fakat nerede oldugunu bulmaliydim. Yanimdan bir helikopter böcegi gecti.Kendi etrafimda donerek hareket eden bocegi hayret ve heyecanla izliyormus gibi yaptım. Aslında zihnime 360 derece butun cevremin panaromik bir resmini kaydetmistim. Bunu hizlica yaptigimdan belki cok detayli degildi fakat is gorur olmaliydi.
Kimse yoktu..
Bu sefer, etrafımı ozensiz de olsa kolacan etmis olmanın verdigi ozguvenle niyetimi gizleme cabasina girmeksizin cevremi dikkatlice inceledim. Kimse yoktu. İyice rahatladım.
Burada kalsam da olurdu ama icimdeki kesif arzusu kor gibi bedenimi yakıyordu. Ucan birkac kuş gormustum. Muhtemelen göç ediyorlardı. Onlarin uctugu yönü rota belirlemek rasyonel bir aciklamam olmasa da rastgele bir yon secmekten daha iyi bir secim gibi hissettirdi. Ya da bir sekilde kendimi buna inandirdim. Hangi yöne ilerleyecegime karar vermistim.
Hancerim hedef yonumun neredeyse ustundeydi. Tam isinlanacakken uyanirken yasadigim tehlike hissi taze ama diplere kadar kök salmış bir anı olarak bedenim tarafından anımsandı ve adeta titreyerek dürtüldüm . Ne yapıyordum ben? Her an birileri tarafindan izlenebiliyor olacagimin farkinda olmalı ve ona göre davranmalıydım. Ve bu davranislarin belki de en basında gucumu ulu orta gerek olmadikca kullanmamam gerektigi gercegi asılıydı. Dusmanlarima gucumu gozlemleme sansi vermenin hicbir iyi yani yoktu. Dolayısıyla isinlanmak yerine yurumeye devam ettim. Asagi yukari varmis olmaliydim fakat nasıl olsa geri ışınlanırım diyerek çok da dikkat etmeden bıraktığım hancerimi bu uzun otlar arasından bulmak çok da kolay olmayabilirdi. Bu arama su an kucuk bir oyun gibiydi fakat bundan sonra hancerimi tam olarak nereye biraktigima dikkat etsem iyi olacaktı. Yukaridan asagilara bakarken otlar gorusumu cokca kestiginden yere egilip etrafa daha alcak bir seviyeden bakmak istedim. Bu seviyeden etrafin atmosferi bambaska olmustu. Birkac metrelik bir fark bile birseylerin nasil gozukup nasil hissettirdigini bu kadar degistirebiliyorken var olabilecek sonsuz farkli olcekte farkli farkli seylerin ne kadar bambaska hissettirip algilanabilecegini dusunup dehset ve hayrete düştüm. Butun bunlar icinde bizim algisal spektrumumuz ne kadar da dardı. Ve muhtemelen ne kadar ugrassak da benim comelerek yaptigim degisimin genliginden cok daha buyugunu yapabilmek pek mumkun degildi.
Hancer hala etrafta gozukmuyordu. Aslında artık uzerimde yavasca bir bitkinlik ve yorgunluk birikmeliydi ama durumum fena degildi. Bir yanım belki de bu kucuk anlamsiz oyunun devam etmesini istiyordu. Egilmek dogru stratejiydi fakat belli ki bu seferlik egildigim yer yanlisti. Birkac deneme icinde bulacagima emindim. Egilecek baska bir yerde konuclanmak uzere dogruldum. Dogrulurken kafam az sonra bir seye carpacak gibi hissettim. Sanki bir masanin altindaydim da bir anlık dalginlıkla unutup kalkmaya yeltenmistim.Oysa ki acik alandaydim. Reflekslerim celik gibiydi ve kafamda aniden yeşeren carpisma hissiyle ayni anda durdum. Fakat yine de carpmama saliseler var gibiydi. Ben ona kalkmiyordum, o bana iniyordu!
Kendimi hancerimde buldum. İsinlanmayi istememe yonelik edindigim refleks beni durumdan kurtarmisti. Dun gun boyu isinlanma antrenmani yapmamis olsaydim ne olurdu bilmiyorum.
Az once bulundugum yere 3 metre kadar mesafedeydim. Bunu biliyordum cunku o dusen sey her ne ise gozlerimin onunde bazi otlari ezmisti. Otlarin ezilis sekil ve sırasından sahit oldugum seyin ustume atilmis birinin benim bir anda yok olmamla dengesizce yere dususu oldugu tahmininde bulundum.
Fakat ortada oyle biri yoktu! Bu ana kadar olan her seyi hizlica zihnimde yineledim. Her şey tek bir şeye isaret ediyordu. Karşımda gücü görünmezlik olan biri vardı…
Gucunun tam olarak nasil calistigina dair pek cok tahminde bulunulabilirdi fakat bunun icin vakit yoktu. Az once ustume atladigi yeri karsima almis bir hareket belirtisi yakalamaya calisiyordum. Fakat herhangi bir hareket sezemiyordum. Ya indigi yerde kımıldamadan o da beni izliyordu ya da nasil oldugunu bilemeyecegim bir sekilde hicbir sey sezdirmeden, sessizce hareket etmeyi basarabiliyordu. İkinci secenegin dogru secenek olmasi halinde zaman tamamen aleyhimeydi. Ustume atladigi anda nereye dustugunu biliyordum fakat sonraki her an baska bir pozisyona gecmis ve kendi stratejisi dogrultusunda onumde arkamda herhangi bir yere konumlaniyor olabilirdi. O halde şu an yapmamin risksizce dogru oldugu tek bir sey vardı. Hala ustume atlamasinin uzerinden cok kisa zaman gecmis olmasi yani konumunu az cok hala biliyor olmam sebebiyle onun tam aksi yönde olanca hızımla kacmalıydım. Evet gormedigim bir dusmanla savasmaya calismanin anlami yoktu. Zaten oyunun yapisi geregi catisma riski almak cogu zaman kacmaktan cok daha anlamsizdi.
Dolayisiyla kacmaya basladim. Yaptigim bir takas dahilinde gidebilecegim maksimum hizla gidiyordum. Takas kollarimi daima onumde tutup hanceri omuzdan cikardigim genis kulac darbeleriyle daha hizli ve daha uzaga atmaktansa arkamdan bana dik acıyla bakan birinin hancerimi asla goremeyecegi bir sekilde ilerlemekti. Hızdan biraz kaybediyor olsam da gucumu gizleme konusunda cokca kazandigimdan gecerli bir takas oldugunu dusunuyordum.
Dirseklerimi govdeme dayanak noktasi olarak yaslıyor ve gerip aniden saldigim on kolumun salınımlarıyla hanceri her seferinde dümdüz bir sekilde firlatiyor ve hancer hizini kaybetmeden tekrar hancere isinlanip firlatisi yineliyordum.
Yeterince ilerledigime kanaat getirdigim yer neresi olacakti bilmiyordum. İyi bir sure durmadan devam ettim. Daha fazla da ilerleyebilirdim fakat arkamdaki gorunmez kisiden uzaklasmakla beraber etrafta hareket etmekte olan ya da benim bir sure icin uzun calilikli bolgeye yaptigim gibi bir yere kurulmus insanlarin dikkatini cekmemeye calismaliydim. Bu sekilde yol aldığım her an ise birilerinin dikkatini cekme ihtimalim artiyordu. Bu yuzden fazla ilerlemeden durdum. Bu mesafe yeterli olmalıydı.
Vardığım binom önceden yerlestigim yere kıyasla biraz daha yeşildi. Etrafta birtakım sık yapraklı ve uzun dallı ağaçlar vardı. Ananas gibi gözüken fakat iceriginin tadı ve yapısı muza benzeyen bir meyve ağacı buldum. Bu meyveden 2 adet yedim. Zehirli olmayacaklarını düşündüm çünkü doğada zehirli ve yenmemesi gereken çoğu şeyin aynı zamanda kötü tat ve kokuları olurdu. Böylesine güzel bir tat ve koku belli ki hayvanların (ya da belki de bizzat bizim) yemesi için oradaydı. Boylesi bir iliskiden ağacın elde edeceği şey genelde meyvesini yiyen hayvanın meyvenin icindeki tohumları da yemesi, sindirim sisteminde bu tohumların sindirilememesi neticesinde canlının bu tohumları dışkılama ile farklı yerlerde çıkarıp ağacın tohumlarının çevreye yayılmasını sağlamaktır. Boylesine bir plan için bir ağacın ne bu koku ve tadı oluşturucak kimya bilgisi, ne farklı maddeleri farkli formullerle birlestirip deneme yanılma yapabilecegi bir deneme alanı ve deneyleri yapmasını sağlayacak alet edevatı, ne de ne tür bir tohum kılıfının hazırlanması sonucu yenmeye ragmen sindirilmeyen bir tohum kılıfının yapılışına dair pek çok şeyden mahrum olması gibi fikirler akla gelebilir. Fakat doğa bu şekilde kurgulanmıştır ve o ağaç nasıl tohumlarını olusturuyor ve dağılmasını sağlıyorsa bana düşen de doğadaki ve etrafımdaki örüntü ve işaretleri iyi okuyup kararlarımı aklımı kullanarak vermekti. Dolayısıyla karar verdim ki bu meyvenin yenmesinde bir sıkıntı yoktu. Zaten icerisinde küçük tohumlar da vardı. İçim rahattı..
0 Yorumlar